Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Rıhle-6

Günler birden hızlandı. Toplantılar, eğitimler, yolculuklar, deneme sınavları... Umreye gidecek kişiler için bir tanıtım programı düzenlediler. Oldukça duygusaldı ve içim rahatladı. Rehberi çok beğendim. Ağzımın en ücra köşesinde, çenenin bağlantı yerinde aft çıktı. Üç dört gündür yemek, içmek, konuşmak her şey sorun hâline geldi. Birden hayatın tadı kaçtı.  "Bir tel kopar âhenk ebediyyen kesilir" demiş Yahya Kemal  Ağrı iyice artınca dişlerimden şüphe eder oldum, doktor müsait değildi gidemedim. Gece resmen kafatasım zonklamaya başladı. Ağrı nedeniyle elimi kafama dokundurduğumda arka en üst noktada bir düzleşme ya da çökme gibi bir şekil değişikliği olduğunu farkettim ve vasiyetimi yazmaya karar verdim :( İnsanın psikojisi ne çabuk değişiyor Ya Rabbim. Neyse eczaneden aldığım hayatımın ilk kortizonlu ilacını afta sürdüm ve sanki ağzımda çamur varmış ve bir yanı da felç olmuş gibi uyumaya çalıştım.  Hastalık çok zor bir şey. Kendimi çok güçsüz, kuvvetsiz, aci...

Rıhle-5

Belirlenmiş bir tarihe doğru yol alırken normali sürdürmek.  Hem gidişe hazırlanmak hem var olan işleri devam ettirmek. Ölüm tarihimizin belli olmaması bizi diri tutuyor sanırım yoksa yaşamak çok zor olurdu. Umreden habersizce artık namaz vaktinin geçe gelmesi sebebiyle bir aydır sabah namazdan sonra yatmıyorum ama gündüz hep bir uyuyasım var. Ravza'da ve Beytullah'ta kaylule yapmayı planlıyorum :)))  Elbette bir ibadet boyutu var o ayrı ama bir yandan vahyin geldiği mekanlarda yürümek, uyumak, yemek yemek, nefes almak, yaşamak yani. Uzun uzun etrafa bakmak âlemi İslam'ın çeşitliliğini görmek.  Kurumun gezileri oluyor bazen, gidiyoruz, koştur koştur bir hal. Şöyle bir köşeye çekilmek, sessizce etrafı izlemek, çay içmek, durmak, mekânın ruhunun bize sirayet etmesinin beklemek için vakit olmuyor nedense. Hani yerliler biraz yol alınca ruhumuz geride kaldı diye durup beklermiş ya onun gibi bir şey. Ben de durup ruhumun gelmesini beklemek istiyorum.  Muhammed...

Rıhle-4

Haber gelince önce dedim her şeyi okumalıyım. Mekke'ye Giden Yol, Kâbe ile Konuşan Adam, Ali Şeriati ve İslamoğlu'nun hac kitapları, Talha Uğurluer'in resimli Mekke Medine kitabı, Peygamber Efendimizi anlatan Tanıyan Sever kitabı, Keşkül dergisi Hac özel sayısı falan liste uzar gider.  Sonra dedim hiç bir şey okumayayım. Hiç bir şey bilmeden ve sanki bir ümmi olarak gideyim. Hatta Kâbe görsellerine bile bakmayayım gidene kadar. Bir nevi perhiz. Bu zamanın getirisi olarak daha gitmeden her şeyi görmüş olmak hayretimizi azaltıyor mu acaba? Eskilerin Kâbeyi ilk görüşü ile bizim ilk görüşümüz arasında dağlar kadar fark var muhtemelen. Ve onların günler süren yolculukları. Yol üzerinde uğradıkları mekanların adım adım kendilerini varılacak menzile hazırlaması.  Fatma Bayram hocadan duymuştum ona da bir hocası söylemiş. Bu eski zaman camilerinin bahçesinin geniş olmasının bir sebebi de içeriye varana kadar yürüdükçe o yol üzerinde kişinin kendisini namaza hazırlamaya ...

Rıhle-3

Yıllardır havalar iyicene ısınınca saçımı kesiyorum. Senede bir kesim. Erkeklerin işi ne zor yaaa sürekli berabere gitmeleri gerekiyor. Gerçi sürekli kuaföre giden kadınlar da var. Neyse konumuz bu değil. Geçen yaz ayağım kırıktı, evdeydim, saçımı kesme ihtiyacı hissetmedim. Aklıma gelmedi. Yaz bitince yıllık ritüelimi yerine getirmediğimi farkettim. Bu sene yazın başında havalar ısınır ısınmaz iyice uzayan saçımı kestim. Çok şükür yine uzadı tabiki. Annem tırnak cefadan saç sefadan uzar, derdi. 🙈 sürekli sefada mıyım neyyy? Saçı kestim bir keseye koydum ve bunu umreye giderken bavula koyayım orada bir yere gömeyim, ben dönsem de benden bir parça orada kalsın dedim. Ama nasıl ciddiyim acayip bir fikir buldum diye. Kendime bir ayrıcalık atfedeceğim ya. Hay kör ve cahil nefis 😅 saflığın bu kadarı. Zaten herkesin saçı orada kalıyor çünkü ihramdan çıkmak için saç kesiliyor. Bu aklıma gelince kendimi sobeleyip aptallığıma çok güldüm. Allah'tan bu antika fikrimi kimseye anlatmadım 😉 a...

Rıhle-2

İnsan bir şeyi istiyor, istiyor olmuyor. Sonra bambaşka bir zamanda oluyor. Sanki haydi bakalım görelim gerçekten mi istiyordun yoksa geçici bir heves miydi, der gibi. Yol hazırlığı yapmaya başlamak için zihnen hazırlanmam gerekiyor ve sanırım yazmak bunun en iyi yolu. Baktım kendime ve gerçekten geçici bir heves olmasından korktum haber gelince. Yaşamak noktasında çok coşkulu gibi dursam da sevinç ve üzüntüde itidalli biriyim sanırım. Çılgınlar gibi sevinmek, kahrolana kadar üzülmek benlik değil sanki. Belki yaş ilerledikçe ve sen ne yaparsan yap bir şeylerin gelip gittiğini gördükçe olanı seyretme kabiliyeti gelişiyordur insanda. Bakmak ve anlamaya çalışmak, neler oldu, neler oluyor, neler olacak? Tam da bu kafadayım haberi aldığımdan beri. Şimdi bende neler olacak? Biraz korkuyorum da. Bilinmezlik korkutuyor beni.  Rabbim sen beni gittiğimden daha iyi bir hâl ile geri döndür lütfen.

Rıhle-1

Maddi durumu olmayıp parası ile hacca gidemeyecek olanlar bir yol arardı kendine. Mekke'ye giden bir yol.  Para olmayınca gitmesi de bir gereklilik değildi aslında ama ateş düşünce gönüle, dur durabilirsen Ali Cabbar :)  Görevli olarak gidenler, kasap ve şoförler. Bir de hocalar.  Umre denen şeyin varlığından haberdar değildim zaten çocukken. Hacdan gelen zemzemin tadı da şimdiki gibi değildi. Giden azdı, getirilen malzeme de az ve kıymetli. Üstü işlemeli bakır su bardağı, içinde hac görüntülerinin olduğu minik film makinaları, birbirine bağlı yedi halka şeklinde gümüş bilezikler, ipe dizili inciler, Kabe resimli kırmızı halı seccade, ezan okuyan saatler, sürme, hurma, misvak ve hacı misi.  Babam rahmetli ne parasını denkleştirip hacca gidebilirdi, ne kasaptı ne de şoför.  Eskiler ne güzel söylemiş nasipse gelir Çin'den Yemen'den nasip değilse ne gelir elden. Babamın nasibi de hiç akılda olmayan bir yerlerden ve elbette ki kendisinin de gayret etmesi...

İzin

Birkaç gün izne çıktım. Hiçbir yere gitmeyi düşünmüyorum. Yaşım ilerledikçe evin ha deyince geri dönülebilecek bir yerde olması en büyük konfor olmaya başladı benim için. Arabamız olsa belki böyle düşünmem, bilmiyorum. Araba insanın ikinci evi haline geliyordur belki zamanla. İşten eve evden işe rutin bir koşturmanın dışına çıkıp bulunduğu mekanda farklı bir zaman dilimi yaşamak da insana tebdil-i mekân ferahlığı verecektir. Aaaa ama bu her yer için söz konusu olamaz belki. Ben bunu bir sahil kasabasında yaşadığım için söyleyebiliyor olabilirim. Yine de herkes kendi yaşadığı yerde nefes alacak alanlar, eskilerin tabiriyle tenezzüh mekanları bulabilir, bulmalıdır. Bu yerler ille de Instagram stroylerinde gördüğümüz gibi olmak zorunda değildir. Evin hiç gitmediğiniz bir arka sokağı, hiç uğramadığınız bir park, sahilde bir çay bahçesi, her şey insanın bakışıyla değişiveriyor. Biraz da kafanın rahatlığıyla alâkalı. Yoksa nereye gidersen git, bakan göz, gören kalp senin.  ...