Depresyondaymışım haberim yokmuş :)) Çıkınca anladım. Dün çıktım :)) Aylar sonra bir kek yapınca aydınlandım. Haydi bismillah. Şimdi geriye sarıp baştan her şeyi de anlatamam.
Akif’in «Geçen geçmiştir artık; ânı müstakbelse mübhemdir; Ha
Dün instagrama girme günümdü. Bir girdim dolaştım. İnstragram bir süredir haftada bir gidip zerzevat topladığım bahçe. Her gün gidersem şehirdeki işlerin ucu kaçıyor.
Fatih Ketancı kendi çizdiği Ravza krokisini paylaşmış. Allah razı olsun.
Ravza’nın tam karşısı Ali Ulvi beyin kütüphanesi, yan tarafı Ali Ulvi beyin evi. Ali Ulvi kim? Ali Ulvi Kurucu. Yıllarca Medine’de Arif Hikmet Bey Kütüphanesinin müdürlüğünü yapmış şair, yazar, hafız. Hatıratı meşhurdur.
Özellikle birinci cildini hep tavsiye ederim. Yıllar önce kitaba ulaşmanın çok kolay olmadığı yıllarda, oradan buradan emanet alarak beş cildi okumuştum. Sonra Yücel Arzen, Ruhum Sana Aşık adlı eserini bestelemiş. Onu da çok severek dinlerim. Aslında umreye gittiğimde kendisini çok andım, hatıratından mülhem. Fakat oralarda dolaşırken acaba Ali Ulvi beyin evi - kütüphanesi nerede diye hiç düşünemedim. Gerçi düşünecek vakit mi vardı derseniz, yoktu. Zamansız gelen kadınlık hallerinden iyice halsiz düştüğümden - ki, öyle olduğunu şimdi anemi tedavisi sonrası fark ediyorum- çok da bir şey düşünecek halde değildim. Şükür görevlerimizi tamamlayıp döndük. İşte dün instagramda bu krokiyi görünce aaaa dedim ne kadar yakın, bir daha gidersem gidip ziyaret edeyim. Sonra görsellerini bulmak için biraz Google dolaştım ve Ömer Faruk Aksoy’un bir yazısında yılllar önce genişletilme çalışmaları sırasında oraların yıkıldığını öğrendim.
Umrede herkes hurma bahçesinden hurma aldı, ben almadım. Ablam oraların piridir, bana dedi ki şurada bir dükkan var git oradan al. Ravza'nın etrafında dört döndüm, dükkanı bir türlü bulamadım. Otel tam ters istikamette kaldı. Aynı yerde birkaç kez gidip geldim. Şimdi bu rotaya bakınca gördüğüm şu ki, Ali Ulvi beyin adımlarını takip etmiş, işten eve evden işe gidip gelmişim. Ne mutlu bana. Bir kütüphaneci olarak gidip onu işyerinde ziyaret etmek isterdim. Bunları yazarken ağlıyorum. Eski fotoğraflara baktım kütüphanesi ile yeşil kubbe o kadar yakın ki. Tarifi imkansız bir his olsa gerek Peygambere komşu olmak.
Kütüphaneyi yaptıran Arif Hikmet Bey 1876’da şeyhülislam olmuş, yedi yıl bu görevde kalmış ve aslında emekliliğini Medine’de geçirmek istediği için orada bir kütüphane yaptırmış. Yıllar içinde topladığı eserleri oraya nakletmiş fakat Medine’ye yerleşmek nasip olmamış. Mart 1859’da İstanbul’da vefat etmiş. Mezarı Üsküdar’daki Kartal Baba Tekkesi’nin karşısında, adını taşıyan çeşmenin yanında bulunmaktadır diyor Ömer Faruk Aksoy. Mezarlıkları seviyorum, inşallah ziyaret etmek nasip olur. Buraya yazayım da unutmayayım.
Ömer Faruk Aksoy’un kendi hikâyesi de çok güzel ve dedesinin duası:
Okuyun fazıl olun, Rasulullah’a (sav) hadim olun. Amin ecmain.
Yorumlar
Yorum Gönder