Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kaleme gelen

Kafamda bi milyon mevzu var. Onu yazayım bunu yazayım. Lisede sabahları okula giderken uzunca bir yol yürürdük. Kışın soğuk olurdu, ayakkabıların içinde alttan ısıtmalı bir şey olsa derdim. Aklımızdan geçenler gözümüzden de yazılı olarak geçse oradan okuyuversek derdim :) Bir saattir bisikletle geziyorum, zihnimden geçenler kendiliğinden yazılsa pek iyi olurdu.  Kulağımda karışık şarkılar. Son durak annemin evi. Oradan geçilmeden bizim eve gidilmiyor zaten. Eşimin babaevi daha ilk günlerden dağıldı, satıldı, mazi oldu. Bizimki müze gibi. Kadriye Sultan Müzesi. Şimdi kapıyı çalsak içeriden çıkacak gibiler.   Işıkları kapalı. Geç oldu artık uyumuşlardır diyeceğim ama uykular hep haramdı anneme. Bir Nurdane teyze bir annem. Mahallenin uyumayanları. Reyhan abla ile sabahlara kadar oturup konuşmak isterdik, uykumuz gelir oturamazdık. Annemle halam uykusuzluktan şikayet ederdi gülerdik. Bize ödül olacak olan onlara cezaydı.  Ağlamak niyetinde değild...

Konyalı'ya Veda

Üniversiteyi kazanıp İstanbul'a gideceğim kesinleşince babam, halamda kalmamın uygun olacağını söylemişti. Keşke ayrıntıları hatırlarsam. Bunu bana nasıl söyledi, ben başka bir yerde kalmak istedim mi, halamla ne konuştu, enişteye ne dedi bilmiyorum. Eskiden böyle şeyler kendiliğinden mi yola girerdi acaba? Hiç konuşulmadan... O zamanlar İstanbul şimdiki gibi ha deyince gidilen bir yer değildi. Böylece ben, ancak bayramdan bayrama babaanneme gidince görüştüğümüz Kurtoğlu ailesinin evinde, iki yıl misafir oldum. Hepsinden Allah razı olsun. Hep el üstünde tutuldum. Her akşam çay içmeye :) ve kahvaltıda yeşillik yemeye :) orada alıştım. Evin kızı iki kişilik kocamaan yatağını bana verip kendisi iki yıl çekyatta yatınca, gönülden vermenin ne demek olduğunu bildim. Okuldan gelince bir köşeye kafamı yaslar yaslamaz rüya görmeye başladığımdan :) rahmetli halam, bu kız taşa yatsa uyur, derdi.  Bazen tok olurdum. Akşam yemeğinde sofraya oturmazsam şayet eniştem, bugü...

İncinme - İncitme

Az önce masaya koyduğum bardağa baktım uzaktan, yollar uzun yollar ince yol kısalır aşk gelince dedim 🎶🎶 Hasan Sağındık  ne güzel söylerdi Abdürrahim Karakoç'un şiirini. İNCİTME Gölgesinde otur amma Yaprak senden incinmesin. Temizlen de gir mezara Toprak senden incinmesin. Yollar uzun, yollar ince Yol kısalır aşk gelince Yat kurban ol İsmail’ce Bıçak senden incinmesin. Burdayım de ararlarsa Doğru söyle sorarlarsa Tabutuna sararlarsa Bayrak senden incinmesin. İl göçsün göçtüğün vakit Yol yansın geçtiğin vakit Suyundan içtiğin vakit Kaynak senden incinmesin. Toz konmasın sakın sana Hakkı geçer halkın sana Gücenmesin yakın sana Uzak senden incinmesin Yazarım bir şeyler ama şimdi sadece bu ezgiyi söylemek ve fotoğrafa bakmak istiyorum ve aradaki mesafeye. Bir de çay içmek. Ezan okunuyor... Allahu Ekber.

Esatirul evvelin

Bu Kuran'da geçen bir tanımlama. Yanlış hatırlamıyorsam müşrikler ayetler ile eskilerin masalları diyerek dalga geçiyorlardı. İki üç gündür Peyami Safa'nın Bir Tereddüdün Romanı adlı kitabını okuyorum. Offf çok sıkıldım. Bitirmek için kendime baskı yaptım resmen. Sonu nereye bağlanacak diye zorla da olsa okumaya çalıştım. Son elli sayfayı atlaya atlaya bitirdim. Klasik falan diyerek eski eserleri çocuklara zorla okutmaya çalışıyoruz ya genelde, kendimi onların yerine koydum. Zaten içim darlanmıştı iyice darlandı. Kim niye okusun bu esatirul evvelini diyesim geldi.  Böyle birkaç yerin fotoğrafını çektim sadece, o kadar yani.  Peyamiciğim küsme ama uzun bir süre kapını çalmayı düşünmüyorum, haydi kal sağlıcakla.  Yarın sağlam kafa ile kitap ile ilgili daha önce yazılmış bir şeyler varsa okuyacağım yine de, bakalım millet ne demiş kitap için. Kayda değer bir şey bulursam eklerim buraya. Not: Türk ve Batı edebiyatındaki edebî türlerin geliş...

Günlerin getirdiği

Havalar çok sıcak. Taa Erbain'in başında dikmeye başladığım kıyafeti sonunda bitirdim.  Bugün hiç kitap okumadım. Bir kaç sayfa okumaya çalıştım ama devam edemedim. Geçen hafta sonu bir kitap bitirmiştim. Finansal okuryazarlik, para işleri falan. Bu hafta da ekonomi ile ilgili bir kitap okuyup bitirecektim olmadı. Aaa, ama başka bir şey yaptım. Aldığımı verdiğimi hiç yazmam normalde. Minik bir deftere harcamalarımı yazmaya başladım. Hoca da bir süre bunu yapmayı öneriyordu. Hem böylece en çok nerelere harcama yaptığımı görme imkanım olacak inşallah. Geçen hafta okuduğum Zengin Baba Yoksul Baba kitabında yazar, geliriniz elinize geçtiğinde yapacağınız ilk şey, mutlaka kendi aktif bölümünüze yani kazanç getirecek, kendiniz için çalışan para bölümüne belirlediğiniz miktarı ayırmaktır, diyor. Fatura, kira, borç her ne ise hepsinden öncelikli olan sizin kendiniz için ayıracağınız miktardır. Bunu ayırdıktan sonra diğer ödemeler için daha gayretli olmak ve yeni gel...

Sabahın büyüsü

Yedi gün olmuş akşamları telefondan uzak durmaya başlayalı. Sabah balkonda namaz kıldıktan sonra hilali farkettim. Sübhanallah, çok güzeldi. Hemen fotoğraf çektim ve alışkanlıkla fotoğrafı duruma ve hikâyeye koydum. Bunu saat sekizde interneti açıp, koyduğum kurala uyarak yapmak aklıma gelmedi. İnterneti erken açmış oldum. Bunun üzerine düşünebilirim.  Öyle insanlar görmüşsünüzdür. Sigar içer ama isterse bir hafta, bir ay içmez. Ne bileyim arkadaşlarla buluşur ortama dahil olmak için bir tane yakar belki. İpin ucu elindedir yani. Kendisi ipin ucunda olmaz hiçbir zaman. Bu bir irade terbiyesi midir? İsteyen herkes bunu yapabilir mi? Yoksa bunu hiç yapamayacak ve o nedenle bu işlerin etrafında hiç dolanmaması gereken kişiler var mıdır? Duramadığımızı ne zaman fark ederiz? Bağımlılığa giden yolda irademizi nasıl kuvvetlendirebiliriz? İnternet benim sigaram olmuş. Niyet ettim ipin ucunu tutmaya. Sokma akıl sekiz adım gider diye bir söz var. Başkasının aklıyla bi...

Düşme

Türkçenin Sırları kitabını okumaya ve rüyalarımı yazmaya devam ediyorum.  Çok rüya görmüyorum ama gördüklerimi yazmak ve hayra yormak hoşuma gidiyor. Birazdan beşinci rüyamı yazacağım deftere. Bunu düşününce yani rüya yazma ve rüyaya dair fikir yürütme acaba kafayı mı yiyorum dedim :) öyle değildir herhalde. Ümit Meriç bunu yıllardır yapıyor gayet de aklı başında kadının. Aslında Tülay Kök de rüya günlüğü önermişti. Neyse geçen gece nefes nefese uyandım. Gerçekten nefes nefese miydim rüyanın etkisi mi bilmiyorum. Uyandım ve bu rüyayı unutmamam lazım dedim. Bu kadar nefes nefese kaldığıma göre bu üzerinde düşünülmesi gereken bir rüya olabilir. Bu niyetler kendi kendime rüyayı tekrar ettim iyice zihnime yerleşsin ve sabah kalktığımda yazayım diye. Sabah oldu başka bir rüya ile uyandım. Son gördüğümü hatırlıyorum ilkine yani o kendi kendime unutmamak için tekrar ettiğim rüyaya dair hiç bir şey hatırlamıyorum ama tekrar ettiğimi, unutmamaya calıştığımı hatırlıyorum. Çok ilginç.  ...